>

Röportaj: ‘Önceki hatalar tekrarlanmamalı, yeni dengelerden sorumluluk almalı’

Posted By on 29 Aralık 2016


PYD Eşbaşkanı Salih Müslim Kürt siyasi çevrelerine çağrıda bulunarak birlik inşasını oluşturma ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerden Kürt halkı olarak fayda çıkarılması gerektiğini söyledi.

Kürt Ulusal Kongresi’ne ilişkin ANHA’nın sorularını yanıtlayan Salih Müslim, “Böyle bir dönemde Kürt Ulusal Kongresi’ni engelleyen çevreleri ne tarih nede Kürt halkı affedecektir” dedi.

*Ortadoğu’yu yeniden şekillendiren anlaşmalar ve görüşmeler, sizin görüşünüze göre hangi temeller üzerinedir?

Birinci ve ikinci dünya savaşları Ortadoğu’da yeni güçler oluşturma içindi. O dönemde bütün güçler Ortadoğu ve diğer bölgeler üzerindeki hedeflerine ulaştı. Biz Kürtler o dönem böyle  bir savaşa hazır değildik. Bu yüzden bu güçler, o dönemde Kürtleri ya yok etmek ya da kendine köle yapmak istemiştir. Buda Kürtler için bir yok oluştu.

Bölgede şu anda yaşananların üçüncü  dünya  savaşı olduğunu ve Suriye’nin de bu savaşta merkez konumunda olduğunu belirtebiliriz. Bugün Kürtler olarak askeri, siyasi güce sahibiz ve her alanda örgütlüyüz. Kürt halkı olarak hedeflerimize ulaşmak için mücadele etmeliyiz.

Yaşanan üçüncü savaşında Kürtlerin kendilerini kölelikten kurtarmış, irade ve  karar sahibi  olmuş bir halk olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kürtlerin bu dönemde  özgürlük ve  demokrasi talebinde bulunan halklara örnek olmaktadır. Ortadoğu’da bütün halkların gözü Kürt halkının direnişi üzerindedir. Kürt halkının zaferi Ortadoğu halklarının da zaferi anlamına gelmektedir bir anlamda.

Yıllar boyunca halk olarak yürüttüğümüz mücadelenin bütün halklar  için bir çözüm kaynağı oluşturduğunu umuyoruz.

*Birinci Dünya Savaşı’nda Britanya Türkiye’nin Musul’u işgal etmesine izin vermedi, onu Kürtlerle tehdit etti. Bu yüzden Kürdistan kuşatmaya alındı. Bugün  aynı senaryo Halep ile Şehba ve çevresinde yaşanmakta. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hatırladığım kadarıyla 1920’de Türkiye meclisi tarafından ‘Misak-ı Milli’ ilan edilmişti. Buna göre Halep ve Musul’u Türkiye’ye katma kararı alınmıştı. Bunun en önemli  amacı da Kürtleri ortadan kaldırmaktı. Öncesinde Atatürk tarafından birçok defa Kürtler Misak-ı Milli konusunda ikna edilmeye çalışmıştı. Bu kararda Kürtler ve Türkler, Türkiye’nin temel unsurları olarak belirlenmişti. Ancak sonrasında Türkiye hükümeti bu maddeyi göz ardı etti. Hükümet o dönem Türk halkını Kürt halkından üstün olarak hesapladı ve Kürtler üzerinde yok etme, imha, katliam, talan ve  göç politikaları yürütmeye başladı. Bizde bu durumu büyük bir ihanet olarak değerlendiriyoruz.

Misak-ı Milli’nin ilanından sonra Kürtleri yok etmek için onlarca anlaşma ve karar çıkarıldı. Ancak Kürt halkı kendisine karşı geliştirilen bütün saldırılara direndi. Dersim’de, Agirî’de ve Kürdistan’ın birçok yerinde yaşanan onlarca katliamı iyi hatırlıyoruz. Kürt halkının direnişi ve amacına ulaşmada gösterdiği ısrar Türkiye hükümetinin bütün çabalarını boşa çıkarmıştır.

Türkiye hükümeti, Şehba’ya girerek Misak-ı Milli’nin  bir bölümünü gerçekleştirmek istiyor. Buradaki amaç Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda Suriye ve Irak topraklarını işgal etmektir. Misak-ı Milli’nin Türk ve Kürt halklarının ortak çıkarlarına hizmet eden maddeleri göz ardı edilmektedir.

Biz Türk halkıyla yaşamaya hazırız ancak AKP hükümeti ortak yaşam adına bütün kapıları kapatmış ve her iki halk arasında fitne çıkarma çabasına girmiştir.

Ortadoğu’da günlük yaşanan değişimlerde Kürtler temel faktör halindedir. Kürt halkı sadece kendisi için değil, bütün halklar için mücadele yürütmektedir. Suriye’de geçen 5 yıl içerisinde Kürtler siyasi ve askeri  bir  güç olduğunu ispatlamıştır.

*Bütün eksi anlaşma ve kararların birer birer boşa çıktığı bir ortamda Kürtler, yeni anlaşmalardan kendi çıkarlarını sağlamak için ne yapmalıdır?

Önceki bütün anlaşma ve ittifaklarda Türkler, Araplar ve Farslar Kürtlerin vekaletini üstlenmiş ve  Kürtlerin öz olarak bu çalışmalarda yer almasına izin vermemiştir. Türkiye, İran, Suriye ve Irak her zaman Kürtlerin imhası üzerinde ortaklaşmıştır.

Önceleri Bağdat hükümetinin bütün çalışmaları ve görüşmeleri Kürtlerin imhası üzerineydi, şimdi ise Kürtlerin gerçekliğini kabul ediyor. Bağdat hükümeti Suriye, İran ve Türkiye ittifakından çıktı. Tahran, Şam ve Ankara’nın Kürt gerçekliğini iyi bir şekilde tanıması için daha çok çalışmalıyız. Ancak bu şekilde Kürtlerin imhası üzerine kurulu bütün birleşim, anlaşma ve ortaklıkları boşa çıkartabilir, tarihin çöp sepetine atabiliriz.

Bazı Kürt çevreleri Kürtler ile bu hükümetleri karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Bu yanlıştır. Kürtler eski tecrübelerinden ders çıkarmalıdır. Biz Kürtler hiç kimsenin düşmanı değiliz. Demokratik Federal Sistem projesi Kuzey Suriye halklarının eşitlik, özgürlük ve demokrasi içinde  yaşaması için önerilmiştir.

*Bazı Kürt çevrelerinin Kürt Ulusal Kongresi’nin gerçekleşmesi önünde engel olmasının nedenini ne olarak değerlendiriyorsunuz?

Kürtler birliklerini inşa etmedikleri ve Ulusal Kongrelerini gerçekleştirmedikleri için ağır bedeller ödedi. Düşmanları da bu yanlıştan yararlandı. Bu yüzden Şengal, Enfal  ve Halepçe katliamı gibi onlarca katliam yaşandı.

Bu yüzden Kürt siyasi güçlerinin kendi aralarında bir koordine oluşturması ve Ulusal Kongre’yi toplaması çok önemlidir. Bugün Kürt Ulusal Kongresi’nin toplanması önünde engel olan çevreler Kürt halkının bir numaralı düşmanlarıdır. Bu sebeple kongrenin toplanmasına karşı gelen çevreler iyi bilmelidir ki, bu durumun tarihi sorumluluğu çok ağırdır. Bu engelleme girişimlerinde ısrarcı olurlarsa ne tarih ne de Kürt halkı onları affetmeyecektir.

Son olarak şunu belirtmek istiyorum. Kürtlerin bu zamana kadar yürüttüğü savaşi,bir varlık-yokluk savaşıydı. Eğer içinde bulunduğumuz şartların gereklerine göre çalışma yürütürsek halk olarak kazacağız. Ancak bunu gerçekleştiremezsek ağır bedeller ödemek durumunda kalacağız.

Bir Cevap Yazın

Bağış Yap

Mart 2017
P S Ç P C C P
« Şub    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031