>

Cizre’den Sur’a Dayanışma Koordinasyonu Şırnak Raporu’nu açıkladı

Posted By on 10 Aralık 2016

Cizre’den Sur’a Dayanışma Koordinasyonu, 9 ay boyunca abluka altında kalan Şırnak’ta yaptıklarını incelemelerinin ardından hazırladığı raporunu kamuoyu ile paylaştı. 40 bin kişinin göçe zorlandığı belirtilen raporda, kentin girişine ise “Şırnak Bir Türk İlidir” yazıldığına yer verildi.

aylarca çatışma ve ablukanın sürdüğü Şırnak’ta, Cizre’den Sur’a Dayanışma Koordinasyonu tarafından 29-30 Kasım tarihlerinde yapılan gözlem ve incelemelere dair hazırlanan rapor, Taksim Hill Otel’de gerçekleştirilen basın toplantısı ile kamuoyuna açıklandı. Heyet içerisinde Halkların Demokratik Kongresi (HDK) çağrıcılığında Barış Bloku, Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Çağrı Dergisi ve Doğu Güneydoğu Dernekler Platformu yer aldı.

“Şırnak’ı Yalnız Bırakma. Haydi Dayanışmaya!” şiarıyla yapılan basın açıklamasına HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, çok sayıda yazar, aydın, gazeteci, akademisyen ve kurum temsilcileri katıldı.

‘AKP, ŞIRNAK’I İŞGAL ETTİ’

Toplantıda ilk olarak heyet tarafından yapılan incelemeler sırasında çekilen görüntü ve fotoğraflardan oluşan sinevizyon izletildi.

Sinevizyon gösterimi ardından konuşan heyet içerisinde yer alan Çağrı Dergisi’nden Hüseyin Koç, ihalelerin verildiği Acar Şirketi’nin faaliyetlerine değinerek, her şeyi yok ettiğini söyledi. Koç, demografik yapının değiştirilmek istendiğini kaydederek, halkın kendilerine “yalnız bırakıldık” dediğini aktardı.

SODAP Eş Sözcüsü Saniye Evren ise, Şırnak’ta tekçi zihniyetin tekerrür ettiğini ifade ederek, “AKP Şırnak’a adeta işgal etti” dedi. Eren, Şırnak halkının saldırı ve ablukaya karşı asla toprağını terk etme isteğinin olmadığını söyledi.

‘YALNIZ BIRAKILMADIKLARINI HİSSETMEK İSTİYORLAR’

ESP Temsilcisi Sedat Şenoğlu ise, “Gerçek o kadar çıplak bakınca anlayabiliyorsunuz” dedi. Şırnak’ta insanı soykırım yanında mekan soykırımının da yaşandığı en somut yerlerden biri olduğunu vurgulayan Şenoğlu, kültürel bir yıkımın söz konusu olduğunu ifade ederek, “Orada ya insanlık kazanacak ya da insanlık kaybedecek. Yalnız bırakılmadıklarını hissetmek istiyorlar” diye konuştu.

‘YIKIMLAR SÜRÜYOR’

Doğu ve Güney Doğu Dernekler Federasyonu Başkanı Abdulhakim Daş da, Şırnak’ta yıkımların aslında 83 günlük çatışmalı sürecin ardından başladığını söylediğini tespit ettiklerini belirtti. Daş, “Sanki bir gümrük kapısından başka bir ülkenin gümrük kapısına giriş yapıyorsunuz. Yıkımı çok net gördük. Yıkımlar daha da sürüyor. Kamyonlarla yıkımlar taşınıyor. Çatışmalar ardından ihalenin verildiği şirket tarafından çatışmaların olmadığı mahallelerde bile yıkımlar yaşanmış. Kent içerisinde ayakta kalan binalar ise karargah olarak kullanılan evler olduğu ortaya çıkıyor” diye konuştu.

‘ÇÖKTÜRME PLANI’ DEVREYA KONULDU’

İHD yöneticisi Meral Çıldır ise, yaptıkları görüşmelere dair ayrıntıları paylaştı. Çıldır, çatışmalarda kaç kişinin yaşamını yitirdiğinin netleştirilemediğini ve çok sayıda cenazenin ise daha da alınmadığını söyledi. Cizre’den Sur’a Dayanışma Koordinasyonu üyesi ve HDK Yürütme Kurulu üyesi Benazir Coşkun, Şırnak ve ilçelerinde “Çöktürme Planı”nın çok kapsamlı bir şekilde devreye konulduğunu söyledi. Coşkun, orada pek çok aile ile görüşme gerçekleştirdiklerini ifade ederek, “Bir yaşlı amca ‘taş da yesek toprak da yesek Şırnak’ı terk etmeyeceğiz’ demişti ilk günlerde. Bu ruhu rahatlıklar görebilirsiniz” dedi.

‘ŞIRNAK’A SARILACAĞIZ’

Coşkun, “Şırnak’a girdiğiniz anda hiçbir devlet kurumunun yıkılmadığını görürsünüz. PKK ve YPS’liler yıktı deniliyor devlet kaynakları tarafından ama nasıl oluyor da bir devlet kurumu yıkılmış ya da darbe almış değil” dedi. Coşkun, Şırnak’ın çok kısıtlı imkanlarla kendini var etmeye çalıştığını dile getirerek, ciddi bir dayanışma örneğinin gösterilmesi gerektiğini kaydederek, “Ya Şırnak’ın bize sarıldığı gibi onlara sarılacağız, ya da çöktürme planı karşısında susup kalacağız” diye konuştu.

40 BİN KİŞİ ZORUNLU GÖÇE ETTİ

Yapılan konuşmaların ardından rapor SODAP Eş Sözcüsü Saniye Evren tarafından okundu. 14 Mart 2016 tarihinden bu yana Şırnak kent merkezinde başlayan çatışma ve abluka süresi boyunca Kumçatı Beldesi’ne bin 800 hane yaklaşık 9 bin 800 kişi, Siirt’e yaklaşık 500 hane 2 bin 500 kişi, Silopi’ye bin 750 aile yaklaşık 11 bin kişi, Uludere’ye 850 hane yaklaşık 5 bin kişi, Cizre’ye bin 300 aile yaklaşık 5 bin kişi, Batman’a yaklaşık 250 aile bin 400 kişi, Diyarbakır’a yaklaşık 200 aile bin 500 kişi, Güçlükonak’a yaklaşık 400 aile yaklaşık 3 bin kişi, Beytüşşebap’a yaklaşık 50 aile yaklaşık 250 kişi zorunlu göçe tabii tutulduğuna raporda yer verildi.

Raporda, 14 Mart- 14 Kasım günleri arasında devam eden ve 9 ay süren abluka süresi boyunca Şırnak’ta, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne bağlı zarar tespit komisyonunun raporlarına göre 14 bin 727 evde hasar tespit çalışması yapıldığı, 2 bin 44 evin ise yıkıldığı kaydedildi.

‘ŞIRNAK BİR TÜRK İLİDİR’

Gün gün izlenimlerin yer verildiği raporda şu noktalar dikkat çekti:

“Yüksek beton blokların ardından yapılan bu arama işlemi esnasında, giriş bloklarının üzerinde yer alan ‘Şırnak Bir Türk İlidir’ ibaresi, devletin tek ulus zihniyetinin ve Şırnak’a yaklaşımın bir teşhiri olarak okunabilir. Nüfusunun neredeyse tamamının Kürt halkından oluştuğu bilinen Şırnak’ın yıkım kararının politik gerekçesi ve nihai hedefi bu bir cümlelik sözde kendini ifşa etmektedir.

Bu sözün gölgesinde giriş yaptığımız Şırnak’ta bizi karşılayan ve heyetimize rehberlik edecek olan HDP Şırnak milletvekili Aycan İrmez’in konutuna varana kadar, büyük yıkımı gözlemlemiş olduk. Aracımızda bize eşlik eden Cizreli bir yurttaşın bilgilendirmesi eşliğinde tüm HDP, DBP binalarının, kültür ve dernek kurumlarının yıkılmış olduğunu, fakat hiçbir devlet kurumunun en ufak bir zarar görmediğini öğrendik. Ertesi gün, 30 Kasım 2016 tarihinde yapacağımız tespitlerde bu bilgi kendini teyit ettirmiş oldu.

HDP Şırnak Milletvekili Aycan İrmez’in evine vardığımızda, Şırnak için kurulan kriz koordinasyonundan, Şırnak’ta 9 ay boyunca yaşananlara ve şu an devam eden sürece dair bilgiler aldık, görüş alış-verişinde bulunduk.

Şırnak’ta yürütülen politik yıkım ve hafızayı yok etme amaçlarının yanı sıra, örneğini temin ettiğimiz Valilikçe dağıtılan bir broşürde, “Modern ve Yaşanabilir Bir Şırnak İnşa Ediyoruz” sloganıyla kapsamlı bir yeniden inşa projesinin devreye sokulduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Bu kapsamda açılan ihalenin devlete/AKP Hükümetine yakınlığı bilinen Şırnak’lı Acar Şirketi üzerinden yürüyeceği de edindiğimiz bilgiler arasındadır. Broşürlerden hareketle kimi ailelerle yapılan görüşmelerde, belli meblağlalar karşılığında (60-70 bin civarında iddia edilmekte) sözleşmeye imza attıkları takdirde arsaları üzerine yapılacak ‘yeni’ evleri alabileceklerini öğreniyoruz.

DAYANIŞMA ENGELLENİYOR

Bu noktada şu bilgiyi paylaşmakta fayda var. Kayyum atamaları ile birlikte iradeleri gasp edilmeden önce, Şırnak Belediye Başkanlığı ve KHK düzeni ile birlikte kapatılmadan önce Rojava Derneği’nin Şırnak için çeşitli konut planları bulunmaktaydı. Kendi yurtlarında çadırlarda yaşayan Şırnak halkının çadırlarına dahi tahammül edemeyen zihniyet, aynı şekilde bu konut projesini de veto ederek Şırnak Belediyesi’ne kayyum atamıştır. Tüm bu engellemelerine rağmen, 300 aile için konut çalışmaları Şırnak’ın çeşitli belde ve köylerinde hiçbir rant ilişkisi kurulmadan devam etmektedir.

HDP Şırnak milletvekili Aycan İrmez ve beraberinde çalıştığı heyetle birlikte görüşmelerimiz bittikten sonra, Şırnak Eğitim-Sen Şube Başkanı ile görüşmelerde bulunduk. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, HDP, DBP gibi partiler ve sosyal-kültürel faaliyet yürüten tüm kurum ve dernek binaları yıkıldığı için görüşmelerimizin hepsini evlerde almak durumunda kaldık.

OHAL ilanı birlikte devreye konulan KHK yönetimi sonucunda pek çok üyesi ihraç edilen, gözaltına alınan Eğitim-sen üzerindeki politikaların Şırnak’ta da devam ettirildiğini, eğitim hakkının engellendiğini öğrendik. Yapılan aktarımlara göre, 15 bine yakın öğrencinin bulunduğu Şırnak kent merkezinde yaşanan yıkım ve zorunlu göç politikası ile birlikte 5 bine yakın öğrenci kalmış bulunmakta. Aynı şekilde, 14 Mart 2016 tarihi öncesinde eğitim veren 35 olan okuldan şu an 10-15 arası okul faal bulunmakta. Bu okulların pek çoğunda devlet güçlerinin konuşlanması devam ederken, eğitimin devam ettiği okullarda ise devlet güçlerinin okul içlerine kadar girdiği, eğitimin de ‘güvenli’ gölgesi altında yapıldığı tespit edilmiştir. Aktarımların gösterdiği üzere bu tablo, sadece öğrenciler üzerinde değil öğretmenler üzerinde de baskı ortamına yol açmaktadır. Bu baskı ortamı aynı zamanda sendikalaşma hakkı üzerindeki zorlukları da katmerlendirmiştir.
29 Kasım 2016 tarihinde yaptığımız görüşmeler, ablukanın hala devam etmesi, gece sokağa çıkışlarda güvenlik sorunlarının yaşanacağı ihtimali gözetilerek Eğitim-Sen ile yapılan görüşmenin ardından son bulmuştur.

 

BİR TEK DEVLET KURUMLARI AYAKTA

30 Kasım 2016 tarihinde, Şırnak’ın en büyük mahallesi ve kent merkezi olan Cumhuriyet mahallesinde yapılan gözlemlerle başlamıştır. Aktarılan bilgilere göre 12 mahallesi bulunan Şırnak’ın 8 mahallesinde (Cumhuriyet, Bahçelievler, Yenimahalle, Şehri Nu, Gündoğdu, Dicle, Aydınlık evler, Yeşilyurt ) büyük bir yıkım gerçekleşmiştir. Cumhuriyet mahallesine vardığımızda karşımızda molozların dahi kalmadığı bir beton çölü buluyoruz. Şırnak’a gelene kadar harfiyat kamyonlarıyla yoğun bir biçimde taşınan demir yığınlarının kaynağının yine bu bölge olduğunu da teyit ettirmiş bulunuyoruz. Mahalle sakinlerinin dahi evlerinin, sokaklarının yerini bulmayacak derece yıkılan Cumhuriyet mahallesinde, devlete ait iş makineleri devlet güçlerinin teçhizatlı koruması eşliğinde yıkıma devam ediyor. Aynı tablo bizi Bahçelievler ve Yenimahalle mahallelerinde de karşılıyor. Yenimahalle bölgesinde yıkılmayan birkaç ev bulunmakta. İnceleme yapmak üzere evleri gezdiğimizde, ev sahibinden de detaylı bilgiler edindik. Evi için yıkım kararı olmamasına rağmen, kepçelerle evinin yıkılmak üzere olduğunu ve kendisinin son anda yetiştiğini aktarıyor. Evi gezdiğimiz de eve bilinçli bir şekilde verilen darp izlerinin dışında herhangi bir zarara uğramadığı, henüz yeni yapılan evin seramikleri, pencereleri v.b. gibi hassas malzemeleri de dahil olmak üzere hiçbir zarar görmediğini tespit ediyoruz. Bu arada evi yıkılmak istenen ailenin bir oğlunun özyönetim süreci içerisinde katledildiği ve uzun uğraşlar sonucunda adli tıptan cevap alarak, cenazeyi edinebildiklerini öğreniyoruz. Aynı şekilde alanda yaptığımız tüm görüşmelerde, elimizde bulunan broşürlerin yurttaşlara dağıtıldığını ve yaklaşık olarak 60-70 bin meblağ karşılığında evlerinin kendilerine iade edileceğini belirtiyorlar.
Kimi ev eşyalarının, ‘Demokrasi ve Vatandaşlık Eğitimi Dersi’ gibi kimi ders kitaplarının hala moloz yığınları arasında olan Şırnak’ın enkaza ve çöle çevrilen bu mahallelerinin ardından, abluka süreci boyunca çocuklarını kaybetmiş, büyük yoksulluğa mahkum edilmiş, mühimmat atıklarından etkilenmiş ve tam 9 aylık abluka boyunca Şırnak’tan hiç ayrılmamış aileleri ziyaret ediyoruz.

Öncelikle belirtmek gerekirse, Şırnak dağlık bir arazi üzerine kurulmuş bir kent olması sebebiyle kışın etkilerini artık hissetmeye başlamış ve kış ayını oldukça çetin geçiren bir kent. Bu durumun kendisi de, yıkımın boyutlarını gözettiğimizde aileleri oldukça zora sokan bir tablo yaratıyor.”
Aileler ile yapılan görüşmelerinde yer aldığı raporun sonuç bölümünde ise şu tespitlere yer verildi:

“Rapor Şırnak’ta yaşananların ancak çok küçük bir bölümünü yansıtabiliyor. Yaptığımız gözlemler ve görüşmelerin yanı sıra Şırnak’ta geçtiğimiz süre boyunca, Mart 2014 MGK Kararlı ‘Çöktürme Planının’ bütün aşamalarının işlediğini tespit ediyoruz. İsrail’in Filistin’i işgal etmesi ile birlikte Filistin için şöyle bir tabir kullanılırdı ‘Bir Filistin vardı, Bir Filistin hala var’. Hala devam eden büyük bir yıkımın ardından ‘Bir Şırnak Vardı’ diye ifade etmek çok hatalı olması gerek, fakat Şırnak halkının duruşu, hafıza ve hakikati yok etme girişimlerine rağmen, Türkiye metropollerinden bölgeye giden bizlere olan yaklaşımları, sahiplenişleri ‘Bir Şırnak hala var’ ifadesini de olanca biçimiyle doğruluyor. Özellikle Türkiyeli demokrasi güçlerine ve halklara yöneltilen haklı sitemlerin yanında, büyük enkazların, yoksunluğun, yoksulluğun yanında iradi duruşu, direnci hala oldukça güçlü bir Şırnak var.

*Şırnak ile dayanışmanın her mecrada büyütülmesi gerektiği ve Şırnak’ın yalnız olmadığının güçlü dayanışma yöntemleri ile birlikte gösterilmesi gerektiği

*Bölgede yeterli mimar-mühendis bulunmaması sebebiyle hasar tespit çalışmalarının yapılmadığını hatırlatarak, acilen mimar-mühendisler heyetinin Şırnak’a gitmesi ve çalışma planı oluşturmaları gerektiği

*Sağlık, eğitim, dil bilen çocuk ve kadın terapistleri başta olmak üzere, çeşitli uzman heyetlerinin bölge halkıyla dayanışmak ve yaşanan hak ihlallerini raporlamak üzere bölgeye gitmeleri ve bir çalışma planı oluşturmaları gerektiği

*Her toplumsal kesimden, siyasi partiden, STK ve DKÖ’lerden kişilerin, aydın, yazar vb kişilerin Şırnak’la dayanışmak ve abluka sürecini ulusal ve uluslararası kamuoyuna anlatmak üzere Şırnak’a gitmeleri gerektiği

*Bölge halkının yaralarını hızlı sarabilmek için, irade gaspı neticesinde atanan kayyumların derhal görevden el çektirilmesi ve Şırnak Belediyesi’nin kendi personelleri ile birlikte Şırnak’ta her türlü gözaltı, tutuklama tehdidinden uzakta çalışma koşullarının sağlanması gerektiği

*Yıkım alanları birlikte büyük dayanışma gösteren Rojava Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üzerindeki kapatma kararının derhal son bulması gerektiği

*Eğitim Hakkının silahların gölgesinden uzakta, bilimsel, eşit, parasız ve anadilde yapılması ve Şırnak kent merkezinde bulunan bütün okulların devlet güçlerinden arındırılması gerektiği

*Şırnak’ta yıkıma acilen son verilmesi, rant devşirmek üzerinden planlanan ihalenin iptal edilmesi ve Şırnak halkının zararlarının tanziminin sağlanması gerektiği

*Henüz teşhis edilemeyen ve edilmesine izin verilmeyen onlarca cenazenin aile sahiplerine, defin/ gömme hakkı için acilen teslim edilmesi gerektiği

*Şırnak’ta iğneden-ipliğe her şeyin ihtiyaç olduğundan hareketle, başta ısıtıcı ve kışlık malzeme olmak üzere Şırnak halkı ile maddi dayanışmanın büyütülmesi gerektiği

*Şırnak’ta da bir evimiz olduğundan hareketle, Şırnak için Kardeş Aile kampanyasının acilen büyütülmesi ve sadece maddi değil, manevi olarak da Şırnak’la omuz omuza durmanın hayati değer taşıdığının görülmesi gerektiği heyetimiz tarafından Şırnak için tespit edilen temel ihtiyaç ve gerçekliklerdir.”

Raporun açıklanmasının ardından, toplantı basına kapalı bir şekilde devam ediyor. Toplantıya katılanlar Şırnak ile dayanışmanın nasıl daha büyütüleceğine dair öneri ve görüşlerini sunacak.

Bir Cevap Yazın