>

Kaynak Azalıyor… Suya Göç Yakın

Posted By on 25 Eylül 2016

5555Cumhuriyet – Dünya giderek kuraklaşıyor. Uzmanlar ileride sıkıntı çekmemek için tarım sulamasında ileri teknolojiye geçmenin şart olduğunu söylüyor.

BM’in (Birleşmiş Milletler) geçen yıl eylül ayında belirlenen 15 yıllık kalkınma hedefleri için çalışmalara hız verildi. 17 hedeften biri de “Sürdürülebilir Kalkınma İçin Su” başlığını taşıyor. Canlı varlığın yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu olan suya herkesin erişebilmesi ulusal ve küresel politikalar gerektirdiğinden bu alanda çalışmalar yürüten örgütler çözüm modelleri için tartışmaya başladı. Küresel ısınmaya bağlı olarak iklim dengelerinin bozulması yeraltı sularını ve akarsuları da etkilediğinden su sorunu çetrefilli bir karakter taşıyor. Bu yüzden uluslararası su konferanslarına bu konunun uzmanlarının yanı sıra iklim uzmanlarıyla, tarım ve gıda uzmanları da katılıyor. Bugün içecek su sıkıntısı çekmeyenler, evlerindeki musluklardan su akanlar önümüzdeki yıllarda insanlığın nasıl bir tehlikeyle yüz yüze kalacağını akıllarına bile getirmeyebilirler ancak uzmanlar tehlikenin farkında olduklarından çözüm yolları bulmanın telaşı içindeler.

İki hedef

BM’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde su konusunda ana hatlarıyla iki sorun var. Biri suya erişimi olmayanlara su sağlamak. Diğeri de su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını sağlamak. Stockholm Su Haftası’na katılan BM Gıda Örgütü Su Bölümü Başkanı Eduardo Mansur, su sorununun bütün kıtalar ve bölgeler için farklı karakter taşıdığına işaret ederek evsel kullanımda ve tarımda akılcı uygulamaların zorunlu olduğunu söylüyor. En büyük sorunun nüfusu hızla artan Afrika’da olduğunu belirten Mansur, susuzlara su götürmenin ve gıda ihtiyacını karşılamak için tarım alanlarını sulamanın aciliyet kazandığını ifade ediyor. Henüz su sıkıntısı çekmeyen ülkelerde geri teknoloji nedeniyle suyun israf edildiğini söyleyen Eduardo Mansur sulamada ileri teknolojiye geçmenin ertelenemeyeceğini vurguluyor. Bilindiği gibi Türkiye’de tarımda kullanılan suyun oranı yüzde 70, Avrupa’da yüzde 30. İleride su sıkıntısı çekilmemesi için Türkiye’nin de sulamada ileri teknolojiye geçmesi gerekiyor.

KAYNAK AZALIYOR, İHTİYAÇ ARTIYOR

* Son 10 yılda Fırat’tan akan su yüzde 15 azaldı

* Su kaynaklarının yüzde 72’si tarımda, yüzde 18’i evlerde, yüzde 10’u da sanayide kullanılıyor

* Tahminlere göre önümüzdeki 15 yıl içinde ekili araziler yüzde 75, nüfus artışı ve hijyenik yaşam alışkanlıklarının gelişmesiyle evlerde tüketilen su yüzde 260, sanayide kullanılan su da yüzde 400 oranında artacak

* Kişi başına düşen su miktarı yıllık 1400 metreküp. 2030’da bugünkü alışkanlıkları sürdürmek olanaksız olacak

* Toplam 112 milyar metreküplük potansiyelin küresel ısınmaya bağlı olarak azalan kar yağışları nedeniyle son yıllarda fark edilir ölçüde azaldığı gözleniyor.

* Dünyada 1 milyar dolayında insan temiz içme suyuna ulaşma zorluğu yaşıyor.

* Her yıl yaklaşık 1 milyonun üzerinde çocuk sağlıksız suların yol açtığı bulaşıcı hastalıklardan dolayı yaşamını yitiriyor

* Temiz suya ulaşamayan insanların çektiği sıkıntının toplamı dünyada 1 aylık susuzluğa eşit.

4 DERECE ISINIRSA CANLILAR YOK OLACAK

Akarsuların ve yeraltı sularının ana kaynağı yağmur ve eriyen kar. İklim değişikliği su kaynaklarını da olumsuz etkilemekte. Eskisi kadar kar yağmadığından su kaynaklarında azalma gözleniyor. Dünya Su Konseyi Başkan Vekili Prof. Doğan Altınbilek, Fırat’ın sularında son 10 yılda yüzde 15 azalma gözlendiğine dikkat çekiyor. Yağmur ise kimi zaman sellere yol açıyor, kimi zaman da yeterince yağmadığından kuraklığa. Prof. Altınbilek benzer sorunu Hindistan’ın daha kötü yaşadığını belirterek sürecin böyle devam etmesi halinde ileride milyonların göç etmek zorunda kalabileceğine dikkat çekiyor. Prof Altınbilek, artan nüfus ve gıda üretimi için sürdürülebilir bir su politikasının zorunlu olduğunu ifade ederken Türkiye’nin su yatırımlarına yılda 8 milyar dolar ayırdığını ancak sulamada ileri teknolojiye henüz geçilemediğini belirtiyor.

Herkesin umudu geçen yıl aralık ayında Paris’te imzalanan iklim antlaşması. İklim antlaşması ülkelerin atmosfere saldığı karbon emisyonlarını azaltmasını zorunlu kılıyor. Amaç yerkürenin ısınmasını 1.5 derecede en fazla 2 derecede durdurmak. Şu anda yerküre 1 derece ısınmış durumda. 1 derecelik ısınmanın yol açtığı değişiklikler göz önüne alınacak olursa 2 derece artışta neler olabileceğini tahmin etmek zor değil. İnsanlık bunu başaramaz da yerküre 4 derece ısınacak olursa canlı varlığın yok olacağı da biliniyor. Eduardo Mansur, hedefin ısınmayı 2 derecede durdurmak olduğunu bu arada yeni koşullara adaptasyon için önlemler alınması gerektiğini söylüyor. Mansur’a göre ısınmayı durdurmak için atmosfere salınan karbon emisyonlarını kesmek kadar adaptasyon için ekosistemi korumak da önemli.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın