>

Ahmet’e dokunan yanar!

Posted By on 30 Aralık 2016

RedAktif – Ahmet Şık Fethullahçıların komplosuyla gözaltına alındığında, “Dokunan yanar!” diye bağırmıştı. Fethullahçılara dokunduğunu ve onu yakmaya çalıştıklarını ima ediyordu. Hemen akabinde LeMan‘da bir yazım yayınlandı. Başlığı “Ahmet’e dokunan yanar!” idi. Ahmet’in yanıldığını söylüyordum: “Bu tertibi Ahmet Şık yıkacak! Ahmet Şık’a dokunanlar yanacak!..”

Tam da öyle oldu. Ahmet Şık’ın alınması Fethullahçıların komplocu karakterinin çok daha geniş bir kesim gözünde teşhir olmasına yol açtı. Fethullahçılar kendilerini zeki zannediyordu ama kendi adından utanan Emrullah (Emre) Uslu, Önder Aytaç, bavulcu Baransu gibi aşağılık unsurların alaycı halleri, Roni Margulies, Nazlı Ilıcak gibi haysiyetsiz yancılarının demagojileri, Zekeriya Öz denen ajanın “Alçak dağları ben yarattım” halleri, Fethullahçıların topunun o köylü şımarıklığı, o şerefsizler örgütlenmesini bitirdi.

Savcıları, hakimleri, generalleri, vekilleri… Her bir şeyleri vardı ama Ahmet Şık’taki mertliğin zerresi yoktu onlarda… Ellerine uçaklar, tanklar geçirmişlerdi ama iktidarı alamadılar; ciğerleri yoktu!..

Şimdi Ahmet Şık’ı yine aldılar. Bu kez Fethullahçıların eski ortağı AKP tarafından götürüldü Ahmet. Biz yine Ahmet’i savunmak için sokağa çıkacağız. Onu alanlar teşhir olacak. Yine Ahmet başı dik çıkacak oradan. Onu alanlar er geç yıkılacak! Formül basit: Ahmet’e dokunan yanar!

Tarihsel bir belge olsun; Mart 2011’de yazılan yazı aşağıda. Kimin yanacağına kararı siz verin…

***

Ahmet’e dokunan yanar (2011 Versiyonu)

Ahmet Şık, Ergenekon zurnasının zortladığı yerdir. Ahmet ‘normal’ değildir çünkü. Ahmet’i tanıyan tek bir kişi bile, onun ‘Ergenekon’ adını taşıyan bir ‘terör örgütü’ne üyelik ihtimalinin olmadığını bilir. Muhtemelen ‘süper sıçramalar’la özel yetkili savcılık makamına yükselmiş olan Zekeriya Öz de, sorgu sırasında durumun farkına varmıştır.

Ahmet Şık’ın ‘normal’ olmadığını söylüyorum. Medyayı dolduran genel yavşak gazeteci standardının çok üzerinde bir profili vardır. Sadece ‘Manisa davası’nda yaptıklarıyla bile, Türkiye medyasının şerefi haline gelmiştir. Malum, Manisa davası, çocuklara işkence eden polislerin yargılandığı davaydı. Radikal adına bu davayı Celal Başlangıç’la beraber Ahmet Şık takip ediyordu. İşkenceci polisler ve pek muhterem arkadaşları, her duruşmada gazetecilere ve davayı takip edenlere saldırıyordu. Ahmet Şık bu saldırılara karşı gösterdiği tavırla, aktif savunma biçimiyle, hadi daha açığını söyleyeyim, işkencecilere geçirdiği uçan tekmelerle hepimizin medarı iftiharı olmuştu.

Ahmet kimseye eyvallahı olmayan bir adamdır. Dümdüz durur. Radikal’de çalışırken, birlikte sendikayı örgütlemeye çalıştık. Öyle zamanlarda zaman ak koyun, kara koyun belli olur. Pek solcu arkadaşlar geri basarken, Ahmet Şık sendikal faaliyetin en canlı çalışanlarından biri oldu. Öyle kenarda parası falan olan tiplerden değildi, zar zor geçinirdi, her ay sonunu borçla getirirdi, yine de sendikal faaliyetten dolayı atılma tehlikesine karşı, her zaman yaptığı gibi gülümseyerek, bir göz kırpıp kat kat dolaşır, sendika propagandasına devam ederdi.

Kriz bahanesiyle Aydın Doğan bize ‘sıfır zam’ layık görmüştü. Maaşlar çok düşük. Hiçbirimiz geçinemiyoruz. Bir gün, ne hikmetse, Aydın Doğan hepimizi müdürlerin yemek yediği paralı alakart lokantasına davet etti. Izgara levrek ikram edilmişti. Aydın Doğan şirinlik yapmaya çalışıyor, ‘çalışanlarım beni sevsin’ gibi bir ruh halinde, hiçbir zaman üzerine yakışmayan ‘babacan’ pozuyla krizin etkilerinden falan söz ediyordu. Aydın Doğan’a ilk karşılık Ahmet’ten gelmişti: “Geç bu işleri,” der gibi, “Bize layık gördüğünüz maaşla yaşayamıyoruz!” diye kalkmıştı ayağa. Arkasından ben de ağzıma ne geldiyse söyledim. Aydın Doğan öfkeden morardı, hakiki haline döndü… O dönem yayın yönetmeni olan İsmet Berkan’a, “Sizin orada bildiğin komünistler çalışıyor!” demiş…

Şimdi, “Ahmet Şık geçmişte sol terör örgütü üyesiymiş,” gibi balonlar salınıyor ortaya. Sizce ağzının ortasına Ahmet’in tekmesini yiyen işkenceciler, onun hakkında tek bir açık bulabilselerdi eğer, Ahmet’i zindana tıkmak için can atmazlar mıydı? Ya da, tersten soralım: Sol bir ‘terör örgütü’nün mensubu olan bir adamın ‘Ergenekon’ diye bir şeyle ne işi olur? Lakin Ahmet’in solcu olduğu doğrudur; bunu cümle alem bilir. Bu memlekette, bu kadar pespayeleşmiş bu medya içinde, bambaşka parlayan bir adamdır; hâlâ gazetecilik yapma derdinde olan, kendini bir türlü frenleyemeyen, ortada bir haksızlık gördüğü vakit isyan eden bir adamdır.

Öyle alçak bir tezgahla karşı karşıyayız ki, havadan delil yaratmaya bile ihtiyaç duyulmadan, Ahmet gibi mert, ortada, yaptığı işe kelle koymuş bir adam, namert bir tezgahla ‘Ergenekoncu’ diye zindana tıkılıyor. Fethullahçı cemaat örgütlenmesi hakkında belge-bilgi ortaya koyan ve bu alçak örgütlenmeyi teşhir eden herkes hedef haline geliyor. ‘Terör örgütü’ arayanlar, Emniyet’ten yargıya, oradan bürokrasiye, oradan iktidara kadar yayılan bu ‘cemaat’ yapılanmasına baksınlar. Ciddi söylüyorum, şu an bu satırları okuyan herhangi biri, ‘cemaat’ örgütlenmesinin hedefi haline gelebilir. Kendisini Ergenekon’un, Devrimci Karargah’ın ya da Kürt’se KCK’nın üyesi yapılmış bir biçimde zindanda bulabilir. Üstelik internette görüntüleri yayınlanmış, hakkında ıvır zıvır bir sürü delil yaratılmış, bilgisayarına ‘dosya’ yerleştirilmiş bir vaziyette!..

RED’de uzun süredir bu gerçeklere dikkat çektiğimiz için, şimdi bana rastlayan her arkadaşım, “Seni ne zaman alacaklar?” diye sormaya başladı. Asap bozucu bir kabullenmişlik var. Ahmet ve Nedim’i savunmak için yapılan yürüyüşte dehşetle fark ettim ki, bir sürü gazeteci, “Acaba beni de alacaklar mı?” diye endişe duyuyor.

Biz bu pespaye ruh haline teslim olmayacağız. Ahmet Şık ‘Ergenekon’ tertibinden gözaltına alındığında, “Hah!” dedim, “İşte şimdi Ergenekon zurnası zortladı!” ‘Cemaat’ örgütlenmesiyle ilgili kitap yazdığı için alındığı gün gibi ortadaydı. Ahmet polisler tarafından götürülürken, cemaati kastederek, “Dokunan yanar!” diye bağırıyordu bu yüzden. Ama Ahmet yanılıyordu. Esas Ahmet Şık’a dokunan yanar! O, bu tertibin canlı kanıtıdır. Dikkat edin, onca namlı, anlı, şanlı patron gazetecisi içeri alındı, yaprak kıpırdamadı. Ahmet içeri alındığında binlerce insan sokağa döküldü. Çalışma arkadaşları Beşiktaş Adliyesi önünde yolu trafiğe kapadı. Bunu başka hiç kimse için yapmazlardı. Biz, kontrgerillaya karşı hayatını ortaya koyarak gazetecilik yapan bu yiğit adamın, kontrgerilla eskisi paşalarla, Sedat Peker gibi mafyozlarla aynı çatı altına sokulmasını sindiremiyoruz çünkü. Ruhumuz hâlâ bu şaklabanlığa isyan ediyor. Onurumuz olan bu yiğit dostumuz için mücadele edeceğiz. Bu tertibi Ahmet Şık yıkacak! Ahmet Şık’a dokunanlar yanacak!..

LeMan, Mart 2011

Bir Cevap Yazın

Bağış Yap

Mart 2017
P S Ç P C C P
« Şub    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031